Traklar'ın Kökeni ve Dağlılar(Bessi)

"Geçmişini bilmeyen, geleceğine yön veremez."

Bana Trakları Anlat Projesi:  TürkçePDF-1 , PDF-2)  English( PDF-1 , PDF-2български( PDF-1 , PDF-2)
Doğu Trakya'da Traklar(Prof. Dr. Engin Beksaç) PDF 
Traklarda Kutsalın Göstergesi: Gerçekler ve Yanılgılar(Prof. Dr. Engin Beksaç) PDF
Dağlılar'ın yaşadığı yerler/ Harita için Tıklayın
Kırcali Dağlı İsyanları(1791-1808) PDF



Trakya Haritası(Roma Dönemi)
                            -Özet-
     Traklar, Antik çağda bugünkü Trakya, Bulgaristan ve Kuzey Yunanistan'da yaşamış, ancak sonraki dönemlerde önemli ölçüde asimile olmuş bir kavimdir. Herodot'a göre Hindulardan sonra dünya üzerindeki en kalabalık halk idiler. Ancak hiçbir zaman tek bir adamın liderliğinde birlik olamadılar. Genel anlamda savaşçı özellikler taşıyan Traklar arasında birleşme sorunu olduğu bir gerçektir. Odris Krallığı ve bazı kabile devletleri dışında birlik tam olarak hiçbir zaman gerçekleştirilememiştir. Bu kavmin en önemli boylarını Odrüsler, Getler ve Daklar teşkil etmekteydi. Traklar'ın en önemli özelliklerinden birisi, Demir Çağı kültürünün önemli bir temsilcisi olarak bilinmeleridir. Trakya'ya M.Ö.1200'lerde ve belkide biraz daha erken dönemde başlayan göçlerle yerleştikleri tahmin edilmektedir. Gelenlerin bir kısmı Kuzeybatı Anadolu'ya yerleşmiştir.(Bitniler, Frigler...) Avrupa'da Bronz Çağı sonlarında şekillenmeye başlayan Trak kültürü, erken Demir Çağı olarak bilinen dönemde kuvvetli bir şekilde ortaya çıkmıştır. Traklar'ın dili Hint-Avrupa dillerinin Satem Grubu'na dahil edilmiştir. Trak dili, İlir dili ile birlikte Balto-Slav dillerine yakın özellikler gösterir. Ancak ölü bir dildir ve yazı kullanmamış olan Trak toplulukları, dilleri hakkında fazla birşey bırakmamıştır. Traklar Doğu Avrupa'nın en eski halklarından biridir ve çok erken devirlerden itibaren ölü yakma geleneklerinin olduğu bilinmektedir. Orta Avrupa'daki Urnolu Mezarlar Kültürü, Trak kültürü ile çok yakından ilişkilidir.

    Traklar, her şeyden önce Geç Bronz Çağı ortamında kendisini gösteren ve daha çok da Erken Demir Çağı ve takip eden süreçte güçlü bir biçimde ortaya çıkan bir Demir Çağı kültürünün temsilcileridir. Trak kimliği ve kültürünün orijini hususu bu noktada daima dikkat çekmiştir. Bu hususta tartışmalar yapılmıştır.Fakat net olarak belli olan bir husus, Trakları farklı kılan özelliklere rağmen ortak yönleri olan Avrupa’nın doğusuna doğru, özellikle Orta Avrupa’nın kuzeydoğusunda, Tuna Nehri ile Karpatlar’a yakın ve Avrasya bozkırları ile temasta olan bölgelerin Bronz Çağı kültürel ortamının önemli bir kaynak teşkil olduğunun fark edilmesidir.Bu noktada da eldeki veriler M.Ö. 2000′in ikinci yarısına kadar çıkarılmaktadır. M.Ö. 1500 – 1200 dönemi takip eden zaman zarfında oluşan hareketli ve karmaşık ortamın Trak kültürünün oluşumunda önemli bir rolü vardır.

     Traklar Roma Dönemi'nde paralı askerlik yapmıştır. Ancak bölgeye gelen yoğun göçler sonucu büyük bir kısmı asimile olarak yok olmuştur. Makedon ve Yunan halklarıyla Traklar arasındaki ilişkilerin pek dostça olmadığı bilinmektedir. Yunan yayılmacı politikasına karşı duran Traklar, Yunan kolonicileri için büyük bir sorun oluşturmuştur ve çoğu zaman bu durum savaşlar ile sonuçlanmıştır. Özellikle Yunan kolonicilerin, Traklar'ın gücünü kendi lehlerine kullanmaya çalıştıkları anlaşılmaktadır.

     Bu halkın Haimimontos (Balkanlar) ve Rhodope (Rodop) Dağlarında yaşayan kesimi isyankar,kavgacı ve ilkel kabilelerdi. Romalı tarihçiler, özellikle Rodop çevresindeki bazı kabileleri, eşkiyalıkla geçimini sağlayan topluluklar olarak tanımlamaktadır.Bunların yanında bir de Ege ve Marmara kıyılarında kurulan Helen kentleriyle ilişki kurabilen, ovada yaşayan, sâkin ve barışsever bir kesim vardı. Trak kabîlelerinin adları Grekçe veya Latince olarak zamânımıza kadar gelmiştir. Bu adlar bâzen büyük kabîlelerin bölündüğü küçük oymakları ifâde ederken, bâzen de Grekler tarafından kabîleleri veya kabîle gruplarını birbirinden ayırt etmek için çeşitli şekillerde, Örneğin “Dağlı Traklar”, “KralsızTraklar”, “Kılıç Taşıyan Traklar” gibi adlandırılmışlardır. Ya da oturmuş oldukları yerlere göre isimlendirilmişlerdir.

     Trak kabileleri bölgeye Orta Avrupa'nın kuzeydoğu bölgesinden özellikle de Karpat Dağları'na ve Tuna nehrine yakın bölgelerden Milattan önce 1200'lerde başladığı düşünülen göçlerle gelmiştir ve önemli bir nüfusla bölgeyi iskan etmişlerdir. Bazı Trak soylu gruplar Kuzeybatı Anadolu'ya yerleştiler. Bitinya ve Frigya bölgesine adını verenler Bitniler ve Frigler olarak bilinen Trak kabileleridir. Bitniler Demirköy bölgesine yerleşen ve Trakların en savaşçı kabilelerinden biri olan Tynler'e akrabadır ve Anadolu'ya geçtikten sonra Bitni adını alırlar. Traklar'ın en savaşçı diğer kabilesi ise Bessiler ya da o zaman kendi dillerindeki tanımlamalarıyla Dağlılar'dır. Peki günümüz Dağlılar'ı bu eski Trak kabilesinin torunlarıysa, bugüne kadar nasıl geldiler ve kimlikleri nasıl yok olmadı. Buna yol açabilecek önemli bir olay bulunmalı. Bir şekilde kendilerini izole etmeyi başarmış olmalılar. Bunun için tarihe tekrar göz atalım. Prof. Dr. Engin Beksaç'ın yazısından bir bölüm:

    "M.S. 11'deki Bessi isyanıyla sarsılan bölge, özgürlüğüne düşkün Traklar’ın özgürlük ateşiyle, M.S. 21'de tekrar tutuştu. Romalılar'a ve onlara bağımlı Trak yöneticilerine duyulan öfke büyüktü. Büyük bir yayılma gösteren Dağlı Trak isyanı MS 26'da bastırılabildi. Romalılar direkt olarak yönetime el koymak isteğiyle de fazla bir şey yapamıyordu. Büyük bir yayılım alanı bulunan isyan sırasında yüksek dağlık bölgeler üzerinde kurulmuş doğal tahkimata sahip muhtemelen Avrupa Demir Çağı kalelerinin uzantısı olan Trak kalelerinin isyancılar için avantaj sağlamış olması muhtemeldir. Belki de bu mahal, büyük Trak isyanının bastırılmasında önemli bir etki yapan, içine sığınmış olan Traklar'in açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olduğu önemli bir kaledir. Traklar'in bir kısmi teslim olurken, diğer bir kısmi da, intihar etmeyi yeğlemişti. M.S. 21 de II. Rhoemetalkes içinde Odrislerin de bulunduğu isyancılar tarafından Filibe’de öldürüldü.Geleneksel Trak değerleri ve yaşam biçiminden destek alan ve dini çevrelerce desteklendiği fark edilen bu isyan sırasında Roma ve onun kuklası olan krallara karşı duyulan büyük bir nefret oluşmuştu. Önemli ölçüde Trakya’yı yıkıma uğratan bu isyan sırasında isyancılar dağlık kesimlerde üslenmişti. İsyancıların önemli bir kısmının savunmakta oldukları doğal istihkâmlarda intiharı yeğledikleri bilinirken, bir kısmının da açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olduğu öğrenilmektedir. MS 38'de tahta çıkan Rhoemetalkes’in bütün Roma desteği ve korumasına rağmen MS 45'te öldürülmesiyle birlikte bu son Trak Krallığı da tarihe karışmıştır. İmparator Claudius ( MS 41 – 54 ) tarafından Trakya’nın son parçası da Roma’ya bağlı bir eyalet haline getirilmiştir. Son Trak kültür izlerinin Orta Çağ içlerine kadar yaşadığı bellidir. Bölgedeki son önemli izlerin önemli ölçüde Bizans yönetimi esnasındaki Hıristiyan inanışının etkisiyle ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Ama bölgenin folklorik verileri incelendiğinde bu Trak kültür mirasından kalma pek çok inanış ve davranışın Trakya üzerinde yakın zamanlara kadar mevcut olduğu açıkça görülmektedir."

***Bölgede büyük bir Trak isyanı gerçekleşmişti. Ve bu isyanı gerçekleştirenler Bessiler'dir. Peki neden Bessiler? Bunu küçük bir araştırmayla bulmak mümkün;
Bessi'ler;

Trak kabilelerinin en güçlülerinden biridir. Geç devirlere kadar özelliklerini korumuşlardır. Meriç, Rodop ile Haimos arasındaki derin vadilerde oturmuşlardır. Heredot bunların tanımını şöyle yapmaktadır:
Satrailer;
(Bessi kabilesinin bir klanı) bizim bildiğimiz kadarıyla, bugüne kadar hiç kimsenin egemenliği altına girmemişlerdir; Traklar içerisinde günümüze değin özgür kalanlar yalnız bunlardır. Çünkü bunlar, yüksek dağ başlarında yaşarlar, derin kayalarla dolu, çeşit çeşit ormanlarla kaplı, karlarla örtülü dağlardır.
Bessi Kabilesi Hakkında(8.yy da Bessiler’in Rodoplar’daki varlığı açık bir şekilde birçok kaynakta belirtilmektedir.)
Bessiler PDF
Bessiler/Wikipedia: https://en.wikipedia.org/wiki/Bessi
Traklar/Wikipedia: https://en.wikipedia.org/wiki/Thracians
Traklar(Lionel Casson)PDF         Trak Kralları ListesiPDF         Trak Dilinde Bazı Kelimeler(P. Serafimov)PDF

     Traklar genel anlamda Dinarik ve Dinaro-Nordik özellikler gösterir. Bilindiği kadarıyla topluluğun geneli beyaz tenli, açık renk gözlü ve kumral\sarışın insanlardan oluşmaktaydı. Günümüz Dağlıları halen benzer özellikler göstermektedir. Antropologların geneli I2a2b(I-L161) olarak bilinen haplogrubun Traklar arasında sıklıkla bulunduğunu düşünmektedir. Trak kültürü ile ilişkili olan Orta Avrupa'daki "Unetice" kültürü için yapılan antik dna analiz çalışması da, bu kültüre ait Almanya'daki antik kalıntıların yoğun olarak I-L161 mutasyonu taşıdığını göstermiştir. Konuyla ilgili raporun ayrıntılarına aşağıdaki link ile ulaşılabilir. Trakların  mt-DNA haplogrupları hakkında bir tahminde bulunmak, ataerkil yapıdaki Trak toplulukları için pek mümkün gözükmemektedir. Ancak çok genel olarak birşey söylemek gerekirse, Avrupa'da çok yaygın olan haplogrup "H" ve "U" nun çeşitli altgrupları ile ilişkili olacakları şüphesizdir. 
FTDNA Balkan Projesi: https://www.familytreedna.com/groups/balkangenetics/about/background
"Unetice" Kültürü ve Almanya Antik DNA Analizi Sonuçları PDF
"Urnfield/Urnolu Mezarlar" Kültürü/Lichtenstein Mağarası DNA Analizi Sonuçları  PDF-English  PDF-Deutsch
Trak Y-DNA Raporu PDF.file
Trakya Y-DNA Haplogrup I-L161 Sonuçları Excel.file                                                         
Referans Trak Y-SNP Listesi Excel.file
YFULL.com(ID: YF04325) Referans Trak Y-SNP Listesi RAR.file

Not: Dağlılar’ı tanımlamak için "Kırjalı/Kırcalı veya Gırjalı/Gırcalı"gibi kelimeler de kullanılmaktadır.
1-Doğu Trakya Ağızları(Dağlılar) PDF-1 
2-Doğu Trakya Ağızları(Dağlılar) PDF-2
3-Doğu Trakya Ağızları(Dağlılar) PDF-3
Osmanlı İmparatorluğu'nda Dağlı İsyanları(1791-1808)
Kitapta 1791-1808 yılları arasında Kırcali yöresinde gerçekleşen Dağlı isyanları konu alınmıştır. Kitapta dönemin ünlü Dağlı kabile şefleri hakkında ilginç bilgilere ulaşabilirsiniz. Bunun dışında bu kabile reislerinin Osmanlı tarafından teker teker nasıl katledildiği de anlatılmaktadır. Kitabın son kısmında harita bulunmaktadır. Bunun dışında değişik arşiv belgeleri de bulunmaktadır.
Rumeli'de Dağlı Ayaklanmaları(Osmanlı Dönemi) için:Tıklayın
 

Dağlılar'ın İslamlaşma süreci

      Kısaca söylemek gerekirse, Boşnak,Arnavut,Pomak... gibi Balkan toplulukları nasıl Müslüman olduysa, Dağlılar da aynı şekilde Müslüman olmuştur. Bunu söylemek için çok düşünmeye gerek yok. Balkanlar'da İslamlaşma'nın Bektaşilik ile başladığı tahmin edilmektedir. Öncelikle Dağlılık, Trakya'da bir etnik grubu temsil etmektedir. Dağlılar'a sırf dağlık bölgede yaşadığı için Dağlı dendiğini düşünmek ve bu topluluğu bir kenara atmak büyük bir yanlış olacaktır. Herşeyden önce bu geleneğin kökeni Traklar'a dayanmaktadır. Çünkü bu topluluk da benzer yerlerde yaşamayı tercih etmiştir. En önemlisi de günümüz Dağlılar'ıyla aynı bölgede yaşamış, yine kendi dillerinde kendilerine Dağlı diyen bağımsız ve güçlü bir Trak kabilesi yaşamıştır. En izole grup, dağlarda yaşayan bu kabileydi. Bessiler. İzole olmaları sayesindedir ki Dağlı Traklar, günümüze kadar gelebilmiştir. Bilinen son kabile.



      Bölge Türkleştikçe etnik grupların adları da Türkçeleşmiştir. Örneğin Arnavutlar için düşünecek olursak, Romalılar "Arben" kelimesini "Arvanit" olarak kendi dillerine çevirmiştir. Daha sonra Türklerin bölgeye gelmesiyle "Arvanit" kelimesini Türkler kendi dillerine "Arnavut" olarak geçirmiştir. Dağlılar için de durum aynı.Dağlılar'ın da Boşnaklar,Arnavutlar gibi toplu halde din değiştirdiğini söylemek yanlış olmaz. Dağlılar'ın Müslümanlık öncesi Hıristiyan oldukları tahmin edilmektedir. Ancak ne tür bir Hıristiyanlık, bunu söylemek güç. Hıristiyanlıktan önce ise Pagan(Doğa dinleri) inanışın bölgede hakim olduğu bilinmektedir.

      Dağlılar'ın İslamlaşma süreci incelendiğinde bunun bir nedeni olarak bölgeye 6.yüzyıl'da gelmeye başlayan Slavlar gösterilebilir. Bu yüzyıllarda, Balkanlar çok yoğun bir Slav göçü almıştır. Ve Slavlar'ın yerli topluluklar üzerindeki baskısı bu toplulukları Osmanlı'ya yakınlaştırmıştır. Dağlılar üzerinde de muhtemelen Bulgar baskısı vardı. Boşnaklar'da da Sırp baskısının olduğu düşünülebilir. Aslında Traklar'ın Osmanlı kültürüne pek de uzak olmadıkları söylenebilir. Çünkü Osmanlı'dan hemen önce, Selçuklu'nun Anadolu'da kullandığı dil Farsça'ydı. Çok daha önceleri de Pers İmparatorluğu vasıtasıyla, Farsça'nın bölgede kullanıldığı bilinmektedir. Ve tarihte kurulan tek Trak Krallığı olan Odris Krallığı da, yönetim biçimi olarak Perslerin sistemini benimsemiştir. Yani Anadolu ve Trakya arasında etkileşim uzun süredir vardı.

Malisörler ve Kırcali Dağlıları

Osmanlılar döneminde Arnavutluk'ta yaşayan Katolik Arnavutlar'a verilen ad Malisör'dür. Arnavutça, "Mal" dağ, Malisör de, Dağlı demektir. Arnavutlar'ın İlir Kavmi'nin günümüzdeki temsilcisi olduğu düşünüldüğünde, İlirler'e akraba bir topluluk olan Traklar'ın günümüzdeki temsilcisi olarak Bulgaristan Dağlıları'nın varlığı, Antik Balkan kültürlerinde Dağlılık kavramını ön plana çıkarmaktadır.Ölü bir dil olan Trakça'nın günümüzdeki en yakın akrabası Arnavutça'dır.

 

Bilinen Trak kabile adları ve yaşadıkları bölgeler

AstaiYıldız dağlarında oturmuş olanlar.ApsintilerEnez doğusunda oturmuş olanlar.BinnaiMeriç'in orta ve aşağısında oturmuş olanlar.BessalarRodop ile Haimos arasındaki vadilerde oturmuş olanlar.BettegerrilerEdirne civarında oturmuş olanlar.BisaltlarAkte yarımadasında oturmuş olanlar.BistanlarEge kıyılarında oturmuş olanlar.BriantlarSemadirek adası karşısında oturmuş olanlar.DanthaletlerYukarı Vardar bölgesinde oturmuş olanlar.DarsilerAşağı Vardar mecrasında oturmuş olanlar.DigerlerRila vadisinin kuzeyinde oturmuş olanlar DrugerilerOrta Meriç bölgesinde oturmuş olanlar.HedonlarAşağı Vardar vadisinde oturmuş olanlar.Tynlerİğneada ve midye bölgesinde oturmuş olanlardır. Trakların en savaşcı halkıdır.KainoilerMarmara sahilinde oturmuş olanlar.KebrenilerArisbos çayı üzerinde oturmuş olanlar.KikonlarBiston gölü civarında oturmuş olanlar.KovpillerDedeağaç bölgesinde oturmuş olanlar.KalopothaklarEnez'in güneyinden gelibolu yarımadasına kadar olan bölgede oturmuş olanlar.LadepsoylarErgene vadisinde oturmuş olanlar.MygdonlarAxias ile vardar arasında oturmuş olanlar.NipsoylarKıyılara yakın yerlerde oturmuş olanlar OdomantlarAşağı vardar vadisinde oturmuş olanlar.OdryslerTunca vadisinden sahile kadar olan bölgede oturmuş olanlar.PaitlerAşağı meriç'ten melas nehrine kadar olan bölgede oturmuş olanlar.PiereslerMakedonya'dan sürülmiş olanlar.PyragerilerArsuz bölgesinde oturmuş olanlar.Saioylar: Taşoz civarında oturmuş olanlar.SapailarBistanis gölü ve rodopların içine kadar olan bölgede oturmuş olanlar.SatrailerRodoplarda oturmuş olanlar SelletlerBalkanlarda oturmuş olanlar.SerdailerSofya civarında oturmuş olanlar.SetonlarPallene yarımadasında oturmuş olanlar.SintoylarAxias ile Vardar arasındaki dağlık bölgede oturmuş olanlar.TralleslerYukarı nestosta oturmuş olanlar.HypsaltalarOdryslerin komşusu olup Meriç bölgesinde yaşamış olanlar.

 

Günümüz Dağlıları


    Günümüz Türkiye Trakya'sında yaşayan insanların geneli Balkan kökenlidir, diğer bir deyişle göçmendir. Çoğunluğu Müslümandır.(Bulgaristan'daki Türk köyleri: http://bulgaristanturkkoyleri.blogspot.com.tr/) Nüfusun genelinin eğitim seviyesi yüksektir. Trakya nüfusu Atatürkçü bir yemle beslenmektedir. Bu yem onlara birçok fayda sağlamıştır. Ancak Atatürkçü olmak herkese aynı ölçüde fayda sağlamaz. Bu görüşten en çok Orta Asya'dan gelen, Türk dili konuşan ve bu kültürün kökeni olan bölgelerdeki topluluklar faydalanır. Çünkü Atatürk'ün zamanında hazırlanmış "Türk Tarih Tezi", Türkler'in kökenini Orta Asya'ya dayandırır. Aslında problemin kaynağı da budur. Çünkü Türklük kültürel anlamda beraber yaşamayı tercih etmiş bir topluluğu tanımlamak için kullanılmalıdır. Ve sadece birkaç yüzyıldır kullanılmaktadır. Yani Türkler'in kökeni diye birşeyden bahsetmek birçok problemi de beraberinde getirebilir. Getirmiştir de. Tabiki Atatürkçü görüş sadece Türkçülük ile sınırlı değildir. Bu görüş, bölgedeki insanları eskiye göre daha ileri bir seviyeye getirmiştir. Çünkü bu görüşten önce, bölgede Osmanlı kültürü baskındı ve bunun sonucu olarak Araplar'ın yaşam tarzı halk tarafından kabul edilmişti. Ancak şüphesiz kendilerinden de bu kültüre yeni şeyler katmışlar. Çünkü baskın kültür, yuttuğu kültürü ve insanlarını tamamen yok etmez. Yeni bir sentez meydana gelir. Şunu da söylemek mantıklı olabilir, insanların Atatürk'e olan aşırı bağlılıkları kendilerini önemli ölçüde soysuzlaştırmıştır. Trakya'daki çoğu insan, dedelerinin bölgeye Osmanlı zamanında Konya'dan ya da Karaman'dan gönderildiğini zanneder. Çünkü geçmişini bilmez. İnsanlar, Osmanlı ile gelen baskın Arap kültürüyle Müslüman olmuştur ve daha sonra Atatürk'ün Türkçülük akımıyla kökenleri iyice belirsizleşmiştir. Bu durumun sonucu olarak Dağlılar kendinden başka neredeyse her millete hizmet etmektedir. Trakya'daki topluluğun kültürü doğu kültürü olarak tanımlayabileceğimiz Türk ve İslam kültürü tarafından neredeyse tamamen yutulmuştur. Yutulma olayı bir süreçtir ve bir anda olmaz. Bu olay sonucunda toplum, kültürüyle birlikte intihar etmiştir. Tabiki böyle bir sonuçla karşılaşılacağı şüphesizdi. Çünkü Türkiye'de uzun süredir Türk kültürü, Arap kültürü ile birlikte baskın. Bunun sonucu olarak, Türk ve Arap kökenli olmayan bölge halkının nüfusu yok olmadı, ancak önemli ölçüde azaldı. Diğer bir deyişle yem oldular.

Traklar-Edirne Haber

Hakan Akıncı
http://www.edirnehaber.org/yazar/1974/traklar_10.html 

    Trakya; Balkanlar’da yer alan Bulgaristan, kuzeydoğu Yunanistan ve Türkiye'nin Avrupa kıtasındaki topraklarının yer aldığı coğrafi bir bölgedir. Bu coğrafi bölgenin önemli dağları Balkan dağ silsilesinin batı uçları (Haimos), Rodop dağ silsilesi ve Istıranca dağlarıdır. Bölgenin nehirleriyse Meriç (Hebros), Tunca (Tonzos), ve Arda (Ardeskos) nehirleridir. Tarımsal anlamda oldukça verimli ovalara sahiptir. Maden yatakları bakımından da bolca miktarda demir yataklarına sahiptir. Bu verimli topraklara Antik Yunanlılar (Rodop ve Istıranca Dağları ve çevresi için) puslu ve karanlık yer anlamında “Trakis” demekteydiler, burada kabileler halinde yaşayan topluluğa da puslu ve karanlık toprakların insanları anlamında “Trak” demişlerdir. İşte bu Yunanlılar’ın tarihçileri olmasa traklar hakkında bu gün pek bir bilgi sahibi olamazdık (Traklar yazı kullanmazlardı). Traklar, Orta Avrupa’nın kuzeyinden kabileler halinde Rodop ve Istıranca Dağları çevresine demir ve çeşitli madenlerini işlemek için kabileler halinde göç ettiler. Trak kavimleri oldukça geniş bir coğrafyada yaşamıştır. Kuzey batı Anadolu’da yaşadıkları bilinmektedir (Bithynler ve Phyrgyalılar). Traklar yeni yerleştikleri topraklarda demir madenini savaş aletlerinde kullanarak yenilmez birer savaşçılara dönüştüler. Kendi birliklerinin yanı sıra dönem dönem Greek orduları ve Roma ordularında paralı asker olarak görev yaptılar. Traklar’da tarım ile uğraşmak aşağılık bir işti, bir Trak asla toprakla uğraşmaz soyluluğun simgesi olan askerlik mesleğini icraa ederdi. Lakin Traklar cesur, savaşçı ve yayılımcı olmalarına karşın bir birlik oluşturamamışlardır. Bunu Herodotos (Historia,V, 3) isimli kitabında şöyle anlatıyor: “Yeryüzünde, Hintliler’den sonra, en kalabalık olanlar Trakya’lılardır; bir tek adamın komutasında ya da tek iradeyle hareket etseler, hiç yenilmez ve bence, ulusların en güçlüsü ve en kalabalığı olurlardı. Ama onlar için imkânsızlık buradaydı ve bu birlik hiçbir zaman kurulamadı; bunların zayıf yerleri burasıdır.” demektedir. Strabon kendi döneminde bütün Trakya’da 22 adet Trak kabilesinin yaşadığını belirtmekte ve bir savaş anında 50.000 süvari ile 200.000 piyadeden oluşan bir güç gönderebildiklerini aktarmaktadır. Günümüzde Traklar’ın yaklaşık olarak 36 boydan oluşan bir halk olduğu kabul edilmektedir. Traklar dini açıdan ezoterik bir inanç sistematiğine bağlıydılar. Yapılan ritüeller gizliliği ve ergenliği gerektirmekteydi. Dionysos kültüne ve Orphik rite bağlı kalmışlar, bazı kabileler de Greek Tanrılarına tapınım görülmüştür. Traklar reenkarnasyona inandıkları için cesetlerini çoğunlukla yakar ve küllerini urne kabına (pişmiş topraktan yapılan ayaklı vazo) saklayarak toprak altına gömerlerdi. Bu dünya da kirlenen vücut kramasyon ile arınarak yeniden doğuşa hazır hale gelmekteydi. Bu dünyada yeniden doğuşa engel olmasından korkulan her objeden uzak dururlardı. Bunlardan biri de yazı, yazıyı arınmalarına engel bir obje olarak gördüklerinden kullanmazlardı (Greek koloni şehirleriyle sıkı ilişkiler içinde olan kıyı kabileleri ticaret alışverişleri esnasında o bölgede kullanılan yazı örneklerini kullanmışlardır). Traklar’ dan günümüze kültürel anlamda sadece şef mezarları (Tümülüsler) ve Ana Tanrıça kültünü yansıtan Dolmenler gelebilmişlerdir. Doğu Trakya’da yaşayan Trak kabileleri varlıklarını Roma döneminin ortalarına kadar kısmen de olsa devam ettirmişlerdir. Geç Roma ve Bizans dönemi ile birlikte Traklar tarih sahnesinden kaybolmuşlar ve diğer topluluklarla birlikte Bizans İmparatorluğu’nun içerisinde asimile olmuşlardır. Traklar hakkında geniş bilgi edinmek isteyenler National Geographic Türkiye'nin Aralık 2011 sayısını okuyabilirler.


DİP  NOT: 
Çeşitli kaynaklar emperyalizmi aşağıdaki şekilde tanımlar:
  • Bir ülkenin topraklarını genişletmesi
  • Bir ulusun veya toplumun başka bir ulusu veya toplumu vergiye bağlaması
  • Bir ulusun veya toplumun başka bir ulus veya toplumun topraklarındaki kaynaklarından yararlanması
  • Bir ülkenin veya toplumun başka bir bölgeye kendi kültürünü yayması ve oranın halkını köle olarak kullanması    
  •